ÇOCUK BİLİM DERGİSİ

Türkçe Sözlüğü

5/5/2009 ·

TÜRKÇE DERSİ KONULARINDA GEÇEN TERİMLER SÖZLÜĞÜ

A

Abartma (Mübalağa) :

Bütün gün çalışmaktan iğne ipliğe döndü.

Alem sele gitti gözüm yaşından

Sana dar gelmeyecek makberi kimler kazsın?

Gömelim gel seni tarihe desem sığmazsın.

Varlıkların ve kavramların dilde var olan karşılığına, sözcük türü yönünden ad denir.

Ad Aktarması (Mürsel Mecaz) :

Sözcüklerin yeni anlamlar yüklenmesinde bir etken de ad aktarmasıdır. Örnek :

Bir sözü benzetme amacı gütmeden bir başka söz yerine kullanmaktır.

"Sinema" için "beyaz perde"

"seçime katılmak" yerine "sandık başına gitmek"

Ad Aktarması :

Beyaz Saray bu olaya sıcak bakmıyor. (Amerika Birleşik Devletleri Başkanlığı)

Soba yandı (İçindeki odun - kömür)

Çankaya bu yasayı onaylamaz (Cumhurbaşkanlığı)

Okul geziye gitti. (Okuldaki öğrenciler)

Mozart'ı severim. (Mozart'ın bestelerini)

Doğu kan ağlıyor. (Doğu

Bir sözcük ya da sözün, benzetme amacı güdülmeden, anlamca ilgili olduğu başka bir sözcük ya da söz yerine kullanılmasıdır. Bu mecaz türüne, "düz değişmece" de denir. Örnek :yönündeki bölgeler) Yüklemi ekeylemle çekimlenmiş bir ad ya da ad soylu sözcüğün bulunduğu cümlelerdir. Örnek : Bu yaşlı kadın, olayın tek tanığıymış.

Ad Tamlamaları :

Denizin sesi bir melodi gibi geliyordu kulağıma.

Kış ayları burada oldukça ılıman geçiyor.

Ona hediye olarak yün gömlek aldım.

Anlam Daralması :

Sözcüğün eskiden anlattığı şeyin ancak bir bölümünü, bir türünü anlatır duruma gelmesine anlam daralması denir.

Sözgelimi "oğul" sözcüğü başlangıçta kız ve erkek anlamlarını içerirken sonradan yalnızca erkek çocukları için kullanılarak anlam daralmasına uğramıştır

.

"Erik" sözcüğü, şeftali, kayısı, zerdali anlamını içerirken, sonradan bir tür meyve için kullanılarak anlam daralmasına uğramıştır.

Anlam Genişlemesi :

Anlam Kayması

: Bakınız : Başka Anlama Geçiş.Genel dilin sözcüklerine yan anlamlar kazandırarak genel dilden ayrılan, bir meslek ya da topluluk arasında kullanılan özel dile argo denir. Argo, tek sözcükten oluşabileceği gibi söz öbekleri ve deyimlerden de oluşabilir. Örnek : - satmak)

şabanlık (aptallık - sersemlik)

keklemek (kandırmak - aldatmak)

Uzun deneyimler ve gözlemler sonucu oluşmuş, yol gösterici, genel kural biçiminde kalıplaşan, toplumca benimsenen ve anonim bir nitelik taşıyan özlü sözlerdir. Herhangi bir yapım eki almamış ya da bir sözcükle birleşmemiş olan sözcüklere yapıları yönünden basit sözcük denir.

Başka Anlama Geçiş (Anlam Kayması) :

"sakınmak" sözcüğü Eski Türkçe de "düşünmek, üzerinde durmak, yaslanmak, kederlenmek" anlamını içerirken sonraları "tehlikeden uzak durmak" anlamına geçmiştir.

Başka anlama geçişin bir türü de anlam iyileşmesi ya da anlam kötülenmesidir. Kötü anlamı olan bir sözcüğün zamanla iyi bir anlam kazanmasına anlam-kötülenmesi denir.

akınız : Zarf Tümleci.

Betimleme Paragrafı :

Örnek : Akçakavakların, dişbudakların arasından geçerek yeşil çam ormanına giriyorum. Yoğun bir reçine kokusu duyuyorum. Çevrem yeşilin değişik tonlarıyla donanmış. Az ileride kalın gövdeli, yaşlı bir çam ağacı görüyorum. Altına oturuyorum. Kekik kokuları geliyor burnuma.

Bileşik Sözcükler :

Bakınız : Emir Cümlesi. Ünlü harflerin, kalınlık-incelik yönünden uyumudur.Bir duygu, düşünce veya isteği kısaca bir yargıyı bildiren sözcük dizisine cümle denir.Kimi zaman bir yargı bütünlüğünden bir sözcük yada sözcük öbeği çıkarılmış olabilir. Yargının anlamsal ve anlatımsal bütünlüğü göz önünde bulundurularak bu eksik tamamlanır.

An

Zaman ve kişi yönünden uyum olmalıdır.

Cümleleri anlamca bağlamak için uygun bağlaçlar kullanılmalıdır.

Örnek : İnsanlar bilerek ya da bilmeyerek doğanın dengesini bozuyorlar, sonra aynı doğayı korumak için sempozyumlar dü

lamsal ilişki doğru kurulmalıdır.zenleyip, dernekler kuruyorlar; çünkü...

Doğanın kendileri için yaşamsal değerini biliyorlar.

Yanlış yaptıklarının bilincindeler.

Kendilerini affettirmek istiyorlar.

Doğayı taklit etmek istiyorlar.

Eklendiği sözcüğün anlamını değiştirmeyip, yalnızca cümle içindeki görevini belirleyen eklerdir. Çekim ekleri, sözcükleri birbirine çeşitli görev ve anlam ilgisiyle bağlar ve cümleyi oluşturur. Örnek : Kardeş kitap kitapçı al. Belli bir durumu, belli bir kavramı göstermek için kullanılan öz anlamından az çok ayrı bir anlam taşıyan, kalıplaşmış, halkın ortak dil ürünü olan sözlere deyim denir. Örnek :

 

Bir dileği, bir isteği, bir arzuyu, bir temenniyi bildiren cümlelere, anlamları yönünden dilek veya istek cümlesi denir. Örnek :riniz yolunda gidiyordur.

Ah şu bahar bir gelse, çocuklar neşe içinde koşup oynasa.

İnşallah bütün düşlerin bir gün gerçek olur.

Allah sana uyuz versin de tırnak vermesin.

Gözün kör olsun.

Dolaylı Anlatım:

En iyi romanlar, bir

En iyi romanların bir bunalım döneminde yazılacağını söylüyor Dostoyevski (Dolaylı)

Turgut Uyar : "Nobel Ödülünü kazanan bu yazarı, en içten dileklerimle kutlarım." Diyor. (Doğrudan)

Turgut Uyar, bir yazısında , Nobel Ödülü kazanan bu yazarı en içten dilekleriyle kutladığını belirtiyor. (Dolaylı)

bunalım döneminde yazılır, der Dostoyevski. (Doğrudan)

Dolaylı Söz Söyleme

: Bakınız : Kinaye.

Duygu Paragrafı :

Örnek : Daha elli yaşına gelmemiştim; zengindim, ünlüydüm; sağlığım yerindeydi, aklı başında çocuklarım vardı. Birdenbire hayatım duruverdi. Soluk alabiliyor, yiyip içiyor, uyuyordum. Ama yaşamak değildi bu. Hiçbir şey istemiyordum artık. İstenecek bir şey olmadığını biliyordum. Hayat, birinin yaptığı saçma bir şaka gibi geliyordu bana. Kırk yıl boyunca çalış didin, ilerle; sonra da ortada hiçbir şey olmadığını gör.

Düşünce Paragrafı :

Örnek : Kişisel gözlemlerin öne çıktığı yazıların getirdiğini, bilimsel araştırmalar getiremez. Aydınlar için çok önemli olan bilimsek araştırmalar, yazarlara yetmez; onlar için kişisel saptamalar çok daha önemlidir. İnsanın insandan alabildiğini; deneylerin sayıların alması olanaksızdır.

Bakınız : Nesne. Cümleye amaç - sonuç, özgürlük, benzerlik, eşitlik, birliktelik, araç anlamı katan ya da sözcük öbekleri cümle içinde edat tümleci görevi yapar. Örnek : Gemiler, güneye doğru yöneldi. (Nereye doğru?) (yön)

Eğretileme (İstiare) :

Aslan gibi güçlü bir adamdı. (benzetme)

Soruyu doğru yanıtlayınca "Aslan be!" dedi. (eğre

tileme) Sözcük kök ve gövdelerine getirildiğinde onların anlamlarını değiştiren, kimi zaman anlamlarıyla birlikte türlerini değiştiren ya da sözcüklerin cümle içindeki görevini belirleyen hece ve seslerdir.Emir kipiyle kurulan ya da gelecek zaman kipinin emir anlamıyla kullanıldığı cümlelere, anlamları yönünden emir cümlesi denir. Örnek :

Sandalyeyi çek, sessizce oturup bekle.

Öğretmeniniz izinli, gürültü etmeden ders çalışın.

Herkes ödevlerini önümüzdeki hafta getirecek, not alacak.

Şuraya da bir halı ser, ortalığı topla.

Sen de çalış ve para kazan artık.

Eş Sesli

Sözcükler : Bakınız : Sesteş Sözcükler. İş, oluş, hareket, durum ve kılış bildiren; zaman ve kişi eklerine göre çekimlenebilen; zaman ve kişi ekleriyle çekimlenmesi halinde cümle içinde yüklem görevi üstlenen sözcüklere eylem (fiil) denir.

Gel (eylem kökü) kopar (eylem gövdesi)

-di (zaman eki) -yor (zaman eki)

-m (1. Tekil kişi eki) -uz (1. Çoğul kişi eki)

Yüklemi çekimli bir eylem ya da eylem grubu olan cümlelerdir. Her türlü hareket iş, oluş eylem cümleleriyle karşılanır. Bu nedenle eylem cümleleri, ad cümlelerine oranla daha fazla kullanılır. Örnek : Bir adım daha yaklaşınca tanıdım.Bakınız : Eylem Cümlesi Bakınız : Eylemler.

G

H

I

İ

İkilemeler :

Örnek :

Güzel mi güzel kız

Demet demet çiçek

Çuval çuval fındık

Çıtır çıtır simit

Ağlaya sızlaya bir hal olmak

Güle güle ölmek

Varını yoğunu ortaya çıkartmak

İyi kötü (bilmek)

Aşağı yukarı (anlamak)

Hemen hemen (bitirmek)

İ

sim Cümlesi : Bakınız : Ad Cümlesi

İ

stek Cümlesi : Bakınız : Dilek Cümlesi.

İstiare

: Bakınız : Eğretileme.

Kinaye (Dolaylı Söz Söyleme) :

m kastedilir. Örnek :

Bu çocuğun elinden tutsan ne kaybedersin?

Bulmadım dünyada gönüle mekan

Nerde gül bitse etrafı diken

Şu karşıma göğüs geren

Taş bağırlı dağlar mısın?

Kişileştirme - Konuşturma

: Bakınız : Teşhis İntak. Bir sözcüğün üzerinde bulunan bütün ekler atıldığında anlamlı olarak kalabilen en küçük parçadır. Örnek : Bal, kaş, göz, el Bir sözcükteki ünlülerin düzlük-yuvarlaklık yönünden uyumudur. Türkçe bir sözcüğün ilk hecesinde düz ünlülerden (a,e,ı,i) biri bulunuyorsa, diğer hecelerdeki ünlülerde düz olur. Sözcüklerin cümle, dize veya deyim içine girdiklerinde, gerçek anlamlarından tamamen sıyrılarak başka bir sözcük ya da kavram yerine kullanılmasıyla kazandığı anlama mecaz (değişmece) anlam denir. Mecaz anlam, Sözcüğün sürekli olmayan, kullanım içinde geçici olarak üstlendiği anlamdır. Örnek :

Mübalağa

: akınız Abartma.Bakınız : Ad aktarması

N

Öznenin yaptığı eylemden etkilenen varlık ya da nesnedir.

Olay Paragrafı :

Örnek : İlk dinlediğim konserdi bu. Çalgıcıları yönetenin müzik öğretmenimiz Suat Bey olduğunu görmeyeyim mi? Hem de smokin giymişti. Penguen gibi bir görünüşü vardı. Elindeki şef değneği ile sahnedeki çalgıcıları değil de, sanki dünyayı yönetiyormuş gibiydi. Nasıl oluyor da böyle bir adam, bizim gibi bacaksızlara müzik dersi vermeye geliyor. Biz de onunla alay etmeye kalkıyorduk.

Yüklemin bildirdiği anlam, eylemin yapılması doğrultusundaysa bu tür cümlelere olumlu cümle denir. Örnek :(Olumlu eylem cümlesi) Bir eylemin gerçekleşmediğini, gerçekleşmeyeceğini ya da bir şeyin yokluğunu bildiren cümlelerdir. Örnek :(Olumsuz eylem cümlesi)

Kimse olayın nedenini bilmiyor. (Olumsuz eylem cümlesi)

Bir sorunu çözmek, herhangi bir konuda yol gösterip bilgi ve fikir vermek amacıyla, öne sürülen görüşü, düşünceyi ve teklifi içeren cümlelere öneri bildiren cümleler denir. Örnek :

Konuyu iyice anlamak istiyorsan, önce tekrar et, sonra da bol bol soru çöz.

Oyunda günlük yaşamın derinliğine fazlaca girilmeseydi, oyun daha derli toplu olurdu.

Siyah eteğin üstüne mavi desenli gömleğini giyersen sana daha çok yakışır.

Önyargı Bildiren Cümleler :

Bizi görür görmez yine bağırıp çağıracak.

Ben zaten onun suçlu olduğunu baştan biliyordum.

Göreceksiniz, son şiirlerinde de ayrılık ve ölüm üzerine konuşup bizleri hayal kırıklığına uğratacak.

Bu çocuğun bir baltaya sap olamayacağı baştan belliydi.

Cümlede, yüklemin bildirdiği eylemi ya da yargıyı gerçekleştiren ve üstlenen öğe özne adını alır. Özne bir kişi ya da birkaç kişiden oluşuyorsa yükleme “Kim? Kimler?” soruları; kişi dışında bir varlık, nesne ya da kavram ise yükleme "Ne? Neler?" soruları yöneltilir.

Ses Daralması :

Örnek : bekle-yor bekliyor

Oyna-yor oynuyor

Ses Düşmesi :

a) Ünlü Düşmesi : İki heceli olan kimi sözcükler ünlüyle başlayan bir ek aldıklarında ikinci hecelerinde bulunan ünlüyü düşürürler. Buna orta hece düşmesi de denir.

Omuz um omzum oğul u oğlu

Kahır ol kahrol seyir et seyret

Ayır ıntı ayrıntı sıyır ık sıyrık

Yalın ız yalnız yanıl ış yanlış

b)

Yumuşak cık yumuşacık sıcak cık sıcacık

Ünsüz Düşmesi : Bazı sözcükler, çeşitli etkilerle birleşirken sözcüğün sonundaki ünsüz harf düşebilir. Bu olaya ünsüz düşmesi adı verilir.

Yüksek yüksel küçük küçül

Rast gelmek rasgelmek ast teğmen asteğmen

Bazı bileşik sözcüklerin oluşumunda bir hece veya ses düşmesi meydana gelir.

Bakınız : Ünsüzler.

Sesteş (Eş Sesli) Sözcükler :

Yüzünde kan lekesi vardı. - Sen hala onun söylediklerine kan.

Ay'a bu ay yeni bir uzay aracı gönderilecekmiş. - Yüzünü asma, öbür sınavda yüz alırsın.

Gül sen, gülün olayım. - Köyün ortasından geçen çay, çay bahçelerini suluyor.

Sözcükler kimi eklerle birleşirken zaman zaman araya başka yeni sesler girer. Türkçe'de ses türemesi olayına fazla rastlanmaz. Bir kavram birimidir. Bir varlığın, bir nesnenin ya da bir durumun zihinde canlanabilmesi için onu karşılayan bir gösterimdir.

Ş

T

Tariz (Taşlama) :

Randevuna sadıkmışsın, beklemekten kök saldık.

O kadar çok konuştu ki söylediklerinden hiçbir şey anlamadık.

Biraz d

aha hızlı yürürsen karıncalar bile bizi geçecek. İlk Anlam (Temel Anlam) Bilim, Sanat, Meslek ve bir spor dalıyla ilgili kesin anlamı olan özel bir kavramı gösteren gerçek anlamlı sözcüklere terim denir. Örnek :

Teşhis - İntak (Kişileştirme - Konuşturma) :

Güneş ışığında yağmurunu döken bulutlar sanki gülüyordu. (Teşhis)

Ufukta günün boynu büküldü. (Teşhis)

Dal, bir gün dedi ki tomurcuğuna :

Tenimde bir yara işler gibisin. (İntak)

Türemiş Sözcükler :

Örnek : Ölümün anlamı değişti birden.

Ünsüz harfle biten sözcüğün son ünsüz harfinin kendisinden sonra gelen ve ünlü harfle başlayan sözcüğün ilk hecesiyle birleştirilerek okunmasıdır. Örnek :Korku, acıma, şaşırma, sevinme, kızma gibi ansızın beliren duyguları anlatmaya yarayan cümlelere, anlamları yönünden ünlem cümlesi denir. Örnek :

Ah, elim yandı!

Kapıyı açtım ki bir de ne göreyim!

Oh, okul bitti, rahat bir nefes alalım!

O... kimler gelmiş, kimleri görüyorum!

Elimi cebime attım ki cüzdan yok!

Tek başlarına söylenemeyen, ancak bir ünlünün yardımıyla söylenebilen seslere ünsüz denir. Türkçe'de 21 ünsüz vardır. Sözcüklerin ilk konuluş anlamına bağlı olarak zaman içinde kazandıkları yeni anlamlardır. Bu anlama, kullanılış anlamı ya da yan anlam adı verilir. Örnek :

Annem çok güzel b

Komşumuz tıkanan lavaboyu açtı. (açmak : Tıkalı bir şeyi, bu durumdan kurtarmak.)

aklava açar. (açmak : Kalın bir nesneyi yayarak ince duruma getirmek.)

Yapım Eki :

balık örtü

bal ık

ört ü

balık bal ört örtü

Cümlede iş, oluş, hareket, kısaca yargı bildiren sözcük veya söz grubudur. Bu tanıma dayalı olarak yüklemin iki şekilde karşımıza çıkabileceğine dikkat edelim.

Yükleme yöneltilen "Nasıl?" sorusu durum zarfı tümleciyle ilgilidir.

Z

Zarf (Belirteç) Tümleci :

Yüklemi zaman, durum, miktar, ölçü, yer yön ve soru yönünden gösteren sözcük ya da sözcük öbekleri cümle içinde zarf tümleci görevi yapar.

Yüklem :

Eklendiği sözcüğün kök anlamıyla bağlantılı bir biçimde yeni anlamda bir sözcük türetmeye yarayan eklerdir. Yapım ekleri eklendiği sözcüğün anlamıyla birlikte kimi zaman türünü de değiştirir. Örnek:

V

Y

Yan Anlam :

Çocuk kapıyı sessizce açtı. (açmak : Bir şeyi kapalı durumdan kurtarmak.)

Gömleğinin düğmelerini yarıya kadar açtı. (açmak : Sarılmış, katlanmış, örtülmüş, buruşmuş veya iliklenmiş olan şeyleri bu durumdan kurtarmak.)

Okulun karşısına bir büfe daha açtı.(açmak : Bir kuruluş, bir işyerini işler duruma getirmek.)

Ünsüzler (Sessizler) :

Ü

Ünlem Cümlesi :

U

Ulama :

Dönülmez akşamın ufkundayız vakit çok geç

Bu son fasıldır ey ömrüm nasıl geçersen geç

Yapım ekleri alarak yeni bir anlam ve biçim kazanmış olan sözcüklere yapıları yönünden türemiş sözcük denir.
İnsana özgü nitelikleri insan dışındaki varlıklara aktarmaya kişileştirme denirken, bu varlıkların insan gibi konuşturulmasına da konuşturma denir. Örnek :

Terim :

Bu sınıfa yirmi sıra yerleştirelim

Toplumsal sınıflar arasındaki çelişkileri inceliyor.

Bu çiçeğin kökü tamamen kurumuş.

Sözcük köklerini ve gövdelerini tanıyalım.

Temel Anlam :

Bir sözcük söylendiğinde aklımıza ilk gelen, kavrayışımızda ilk uyandırdığı anlamdır. Kısacası, bir sözcüğün biçimlenmesinde, kuruluşunda esas olan anlamdır. Örnek :

Boğazımda bir yanma var. (Temel Anlam)

Şişenin boğazı kırılmış.

Çanakkale Boğazı'nda müthiş bir tipiye yakalandık.

Babam yedi boğaza bakmaya çalışıyordu.

Ali, boğazına düşkün bir çocuktur.

Bir kimseyi iğnelemek, onunla alay etmek amacıyla bir sözü gerçek anlamının tam karşıtı bir anlamda kullanmaktır. Örnek :

Sözcük :

Ses Türemesi :

Yazılışları ve okunuşları aynı olduğu halde, anlamları tamamen farklı olan sözcüklere "sesteş" sözcükler denir. Örnek :

Sessizler :

Kimi sözcüklerin çekimlenişinde veya türeyişinde, bir sesin düştüğü görülür.
"a,e" geniş ünlüsüyle biten sözcüklere "-yor" şimdiki zaman eki getirildiğinde, bu geniş ünlüler daralıp değişerek "ı,i,u,ü" olur.

P

R

S

Özne :

Bir eylem henüz sonuçlanmadan, o eylemin nasıl sonuçlanacağı konusunda fikir yürüten cümlelerdir. Örnek :

Ö

Öneri Bildiren Cümleler :

Kitabın sonuna bir de kaynakça konsa iyi olur.

Olumsuz Cümle :

Aradığınız kişi burada yok. (Olumsuz ad cümlesi)

Dünkü davranışlarınızı hiç tasvip etmedim.

Olumlu Cümle :

Ne kadar geriye bakarsanız, o kadar ileriyi görürsünüz. (Olumlu eylem cümlesi)

Özü gerçek yaşam dayalı tiyatro yapıtları, doğrudur ve güzeldir. (Olumlu ad cümlesi)

Sattığınız malların dökümünü çıkarıp karı hesaplayalım.

Olmuş ya da olabilecek türdeki olayları, kişi, yer ve zaman göstererek anlatan cümlelerden oluşmuş paragraflardır. Bu paragraflarda belli bir olay yer alır. Olay paragraflarına, roman, öykü, masal gibi edebiyat türlerinde rastlanır. Bu paragraflarda temel amaç okuru olay içine çekmek, olay içinde yaşatmaktır. Olay paragrafları genellikle öyküleyici anlatım biçimi kullanılarak kurulur.

O

Nesne (Düz Tümleç):

Mürsel Mecaz :

B

L

M

Mecaz Anlam :

Müşteriden para sızdırmak için elinden geleni yapardı.

Satıcının o ince ve tiz sesi kulaklarımızda patlıyordu.

Bugünlerde havasından yanına varılmıyor.

Bu hayırsız evlat için insan kendisini ateşe atar mı?

Küçük Ünlü Uyumu :

Örnek : bilge, ıslak, azgın, incirler

Türkçe bir sözcüğün ilk hecesinde yuvarlak ünlülerden (o,ö,u,ü) biri bulunursa ikinci ve diğer hecelerde ya düz-geniş (a,e) ya da dar-yuvarlak (u,ü) ünlüler yer alır.

Örnek : oduncu, gülümsemek, kömürlük, öğrenci

Kök :

Sözcüklerin çok anlamlı olarak kullanılmasında kinayenin de büyük bir önemi vardır. Kinaye bir sözün hem gerçek hem de mecaz anlamını düşündürecek bir biçimde kullanılmasıdır. Kinayede gerçek anlam verilir, mecaz anla

J

K

Anlamı ve anlatımı güçlendirip pekiştirmek amacıyla aynı ya da sesleri birbirine benzeyen sözcüklerin art arda yinelenmesiyle oluşan söz gruplarına ikileme denir.

Fiiller :

F

Fiil Cümlesi :

Eylem (Fiil) Cümlesi :

Eylemler (Fiiller) :

Örnek : bak-, sus-, büyü-, ağla-, koş-

Gel-di-m kopar-ı-yor-uz

Emir (Buyruk) Cümlesi :

Ek :

Arapça bir sözcük olup "bir şeyi iğreti, ödünç alma" anlamındadır. Ya benzeyenle ya da benzetilenle yapılan benzetmedir. Örnek :

E

Edat Tümleci :

Düz Tümleç :

Belli bir konu üzerinde belli bir bakış açısı olan, bu bakış açısını ortaya koyan, bunu savunan ve tartışan bir paragraf türüdür. Kısaca, bir düşüncenin başkalarına ulaştırılması amacıyla oluşturulan paragraflara düşünce paragrafı denir. Daha çok makale, fıkra, deneme gibi yazı türlerinde düşünce paragrafları kullanılır. Düşünce paragrafları, genellikle açıklayıcı ve tartışmacı anlatım biçimleriyle kurulur. Bu paragraflarda bir ana düşünce ve bu ana düşünceyi destekleyen yardımcı düşünceler yer alır.
Olayı anlatan kişinin iç dünyasının, duygularının öne çıktığı bir paragraf çeşididir. Yazar duygularını, kimi zaman öyküleyici, kimi zaman da betimleyici anlatım biçimlerini kullanarak okura ulaştırır. Bu tip paragraflarda kişinin iç dünyasına yönelik özellikler, tutkular, davranışlar, ağırlık kazanır.
Bir sözün kişi, zaman, anlatıcı değişiklikleriyle aktarılan biçimidir. Bu anlatım biçimiyle kurulan cümlelere daha çok roman, öykü gibi anlatımsal türlerde, olayların yazar tarafından anlatılmasında rastlanır. Örnek :

Dilek (istek) Cümlesi :

Yarın bizde toplanıp bir güzel yemek yiyelim.

Çocuk tek kazansın da neresi olursa olsun.

Umarım işle

D

Deyim :

İçine ateş düşmek

Pabucu dama atılmak

Yüreği ağzına gelmek

İki gözü iki çeşme

Ç

Çekim Eki :

Cümle Tamamlama :

Tamamlanacak ve tamamlayacak cümleler ya da sözler arasında;

C

Cümle :

Çalıştım.

Ders çalıştım.

Sabaha kadar durmadan ders çalıştım

Büyük Ünlü Uyumu :

Buyruk Cümlesi :

İki ya da daha çok sözcüğün birleşip kaynaşmasından oluşan sözcükler yapıca bileşiktir.
Bir olayı, bir varlığı, durumu, çevreyi ya da bir kavramı göz önünde canlandıracak biçimde anlatan paragraflara betimleme paragrafı denir. Gözlemlenen her varlığın, tasarlanan her kavramın duyu organlarımız ve duygularımız üzerinde bıraktığı iz betimlenebilir. Bu tür paragraflar çoğunlukla roman, öykü, gezi ve anı gibi yazı türlerinde kullanılır.

Belirteç Tümleci :

B
Sözcüğün eskiden yansıttığı kavramdan bütünüyle farklı, yeni bir kavramı karşılar duruma gelmesine başka anlama geçiş denir. Örneğin :

B

Basit Sözcükler :

Örnek : Kuşların kanadına yazdım aşkımı.

Atasözleri :

Argo :

Okutmak (elden çıkarıp

racon (adet - usül)

Bir varlığın bir türünü ya da tekini anlatan, kullanım alanları dar olan şeyleri gösteren sözcüklerin zamanla o varlığın bütün türlerini birden anlatır duruma gelmesine anlam genişlemesi denir. Örneğin ; "alan" sözcüğü, "düz ve açık yer" anlamını içerirken anlam genişlemesine uğrayarak "iş, meslek, araştırma-inceleme" anlamlarını da kazanmıştır.
Sözcükler, anlamda daralma ya da genişleme yoluyla başka bir anlama geçerek yan anlamlar kazanabilir.
En az iki adın, aralarında anlam bağlantısı kurarak oluşturduğu, bir nesnenin parçası olduğunu ya da bir nesnenin başka bir nesneyle tamamlandığını gösteren ad takımıdır. Ad tamlamalarında kullanılan tamamlayıcı öğeye tamlayan, birinci nesnenin parçası durumunda olan ikinci öğeye ise tamlanan denir. Örnek :

Ad (isim) Cümlesi :

AD :

Bir durumu olduğundan çok ya da az göstermektir. Örnek :

Yorum (yok) Yorum yaz!

Mineral

5/5/2009 ·

Bazı mineraller

Mineraller

Değerli Mineraller

Doğadaki minerallerden bazıları güzel, az bulunur ya da dayanıklı olmaları nedeniyle ötekilerden daha değerlidir.

Bunlar genellikle endüstrinin değişik alanlarında, süslemecilikte ya da mücevhercilikte süs taşı olarak kullanılır.

Bazı süs taşlarından örnekler : Opal, Mavi safir, Sarı safir, Pembe spinel, Hesonit, Yeşil zirkon, Demantoyit, Mavi turmalin, Sarımsı yeşil

turmalin.

Bileşim : Sodyum, bor, oksijen, hidrojen

Sertlik : 2-2,5

Renk : Renksiz ya da beyaz

Parlaklık : Camsı

Saydamlık : Yarısaydam

Özellikleri : Kristalleri prizma biçimindedir. Suda çözünür. Tuz göllerinde buharlaşma sonucunda oluşur.

Ülk

emizde, Eskişehir-Kırka yakınlarında büyük bir boraks madeni vardır.

Bileşim : Kalsiyum, flor

Sertlik : 4

Renk : Genellikle açık yeşil, sarı, mavi-yeşil, mor

Parlaklık : Camsı

Saydamlık : Saydam - Yarı saydam

Özellikleri : Küp biçiminde kristalle

Morötesi ışıkta değişik renklerde parlaması tipik özelliğidir.

şir. Yeraltı sularının dolaştığı damarlarda bulunur.

Jips (alçıtaşı)

Bileşim : Kalsiyum, sülfür, oksijen, hidrojen

Sertlik : 2

Renk : Renksiz, beyaz, gri ya da kahverengi

Parlaklık : Camsı

Saydamlık : Saydam-Yarısaydam

Özellikleri : Denizlerde ya da tuz göllerinde buharlaşma sonucunda oluşur.

Kristalleri levhamsı, prizma ya da iğne biçimlidir. Yapı malzemelerinde kullanılır.

Bileşim : Silisyum, oksijen

Sertlik : 7

Renk : Reksiz, k

Parlaklık : Camsı

Saydamlık : Saydam

Özellikleri : En yaygın minerallerdendir. Birçok kayaç türünde yer alır.

Taneler ya da kristal grupları halinde bulunur.

Yapı malzemelerinde, cam sanayiinde ve elektronikte kullanılır.

ahverengi, mor, gri, sarı, pembe

Bileşim : Bakır, alüminyum, fosfor, oksijen, hidrojen

Sertlik : 5 - 6

Renk : Gök mavisi, mavi-yeşil, yeşil

Parlaklık : Camsı, mumsu

Saydamlık : Işık geçirmez

Özellikleri : Fransızca kökenli adı, "Türkiyede'den gelen taş" anlamındadır.

Çünkü eski

den İran'dan Avrupa'ya Anadolu üzerinden getirilirmiş. Süstaşı olarak kullanılır.

 

 

Turkuaz

Kuvars

Florit

Boraks

Yorum (yok) Yorum yaz!

Mineral

5/5/2009 ·

Bazı mineraller

Mineraller

Değerli Mineraller

Doğadaki minerallerden bazıları güzel, az bulunur ya da dayanıklı olmaları nedeniyle ötekilerden daha değerlidir.

Bunlar genellikle endüstrinin değişik alanlarında, süslemecilikte ya da mücevhercilikte süs taşı olarak kullanılır.

Bazı süs taşlarından örnekler : Opal, Mavi safir, Sarı safir, Pembe spinel, Hesonit, Yeşil zirkon, Demantoyit, Mavi turmalin, Sarımsı yeşil

turmalin.

Bileşim : Sodyum, bor, oksijen, hidrojen

Sertlik : 2-2,5

Renk : Renksiz ya da beyaz

Parlaklık : Camsı

Saydamlık : Yarısaydam

Özellikleri : Kristalleri prizma biçimindedir. Suda çözünür. Tuz göllerinde buharlaşma sonucunda oluşur.

Ülk

emizde, Eskişehir-Kırka yakınlarında büyük bir boraks madeni vardır.

Bileşim : Kalsiyum, flor

Sertlik : 4

Renk : Genellikle açık yeşil, sarı, mavi-yeşil, mor

Parlaklık : Camsı

Saydamlık : Saydam - Yarı saydam

Özellikleri : Küp biçiminde kristalle

Morötesi ışıkta değişik renklerde parlaması tipik özelliğidir.

şir. Yeraltı sularının dolaştığı damarlarda bulunur.

Jips (alçıtaşı)

Bileşim : Kalsiyum, sülfür, oksijen, hidrojen

Sertlik : 2

Renk : Renksiz, beyaz, gri ya da kahverengi

Parlaklık : Camsı

Saydamlık : Saydam-Yarısaydam

Özellikleri : Denizlerde ya da tuz göllerinde buharlaşma sonucunda oluşur.

Kristalleri levhamsı, prizma ya da iğne biçimlidir. Yapı malzemelerinde kullanılır.

Bileşim : Silisyum, oksijen

Sertlik : 7

Renk : Reksiz, k

Parlaklık : Camsı

Saydamlık : Saydam

Özellikleri : En yaygın minerallerdendir. Birçok kayaç türünde yer alır.

Taneler ya da kristal grupları halinde bulunur.

Yapı malzemelerinde, cam sanayiinde ve elektronikte kullanılır.

ahverengi, mor, gri, sarı, pembe

Bileşim : Bakır, alüminyum, fosfor, oksijen, hidrojen

Sertlik : 5 - 6

Renk : Gök mavisi, mavi-yeşil, yeşil

Parlaklık : Camsı, mumsu

Saydamlık : Işık geçirmez

Özellikleri : Fransızca kökenli adı, "Türkiyede'den gelen taş" anlamındadır.

Çünkü eski

den İran'dan Avrupa'ya Anadolu üzerinden getirilirmiş. Süstaşı olarak kullanılır.

 

 

Turkuaz

Kuvars

Florit

Boraks

Yorum (yok) Yorum yaz!

Mineral

5/5/2009 ·

Bazı mineraller

Mineraller

Değerli Mineraller

Doğadaki minerallerden bazıları güzel, az bulunur ya da dayanıklı olmaları nedeniyle ötekilerden daha değerlidir.

Bunlar genellikle endüstrinin değişik alanlarında, süslemecilikte ya da mücevhercilikte süs taşı olarak kullanılır.

Bazı süs taşlarından örnekler : Opal, Mavi safir, Sarı safir, Pembe spinel, Hesonit, Yeşil zirkon, Demantoyit, Mavi turmalin, Sarımsı yeşil

turmalin.

Bileşim : Sodyum, bor, oksijen, hidrojen

Sertlik : 2-2,5

Renk : Renksiz ya da beyaz

Parlaklık : Camsı

Saydamlık : Yarısaydam

Özellikleri : Kristalleri prizma biçimindedir. Suda çözünür. Tuz göllerinde buharlaşma sonucunda oluşur.

Ülk

emizde, Eskişehir-Kırka yakınlarında büyük bir boraks madeni vardır.

Bileşim : Kalsiyum, flor

Sertlik : 4

Renk : Genellikle açık yeşil, sarı, mavi-yeşil, mor

Parlaklık : Camsı

Saydamlık : Saydam - Yarı saydam

Özellikleri : Küp biçiminde kristalle

Morötesi ışıkta değişik renklerde parlaması tipik özelliğidir.

şir. Yeraltı sularının dolaştığı damarlarda bulunur.

Jips (alçıtaşı)

Bileşim : Kalsiyum, sülfür, oksijen, hidrojen

Sertlik : 2

Renk : Renksiz, beyaz, gri ya da kahverengi

Parlaklık : Camsı

Saydamlık : Saydam-Yarısaydam

Özellikleri : Denizlerde ya da tuz göllerinde buharlaşma sonucunda oluşur.

Kristalleri levhamsı, prizma ya da iğne biçimlidir. Yapı malzemelerinde kullanılır.

Bileşim : Silisyum, oksijen

Sertlik : 7

Renk : Reksiz, k

Parlaklık : Camsı

Saydamlık : Saydam

Özellikleri : En yaygın minerallerdendir. Birçok kayaç türünde yer alır.

Taneler ya da kristal grupları halinde bulunur.

Yapı malzemelerinde, cam sanayiinde ve elektronikte kullanılır.

ahverengi, mor, gri, sarı, pembe

Bileşim : Bakır, alüminyum, fosfor, oksijen, hidrojen

Sertlik : 5 - 6

Renk : Gök mavisi, mavi-yeşil, yeşil

Parlaklık : Camsı, mumsu

Saydamlık : Işık geçirmez

Özellikleri : Fransızca kökenli adı, "Türkiyede'den gelen taş" anlamındadır.

Çünkü eski

den İran'dan Avrupa'ya Anadolu üzerinden getirilirmiş. Süstaşı olarak kullanılır.

 

 

Turkuaz

Kuvars

Florit

Boraks

Yorum (yok) Yorum yaz!

Beğenilen şarkılar

28/1/2009 ·

İsmail YK- Bas gaza
Mc Karakule-Lanet olsun
Hadise-Düm tek tek
Ceza-Fark Var

İşte URL:  http://rapidshare.com/files/183600292/Guezel___350_ark__305_.rar.html

Yorum (yok) Yorum yaz!

FIKRALAR

28/1/2009 ·

TATİL BİTTİ

Bir işadamı, oldukça yoğun ve yorucu geçen bir seneden sonra tatile çıkmaya karar verir. Eşi de kendisi gibi meşgul olduğu için birlikte tatil yapacakları bir dönem ayarlamak zor olur. İspanya kıyılarında bir otel bulur ve bulduğu ilk uçakla oraya gider. Otele yerleşirken bir aylık bir rezervasyon yaptırır. Bir hafta kadar güzelce tatil yaptıktan sonra, bir akşam yemeğinde garson kendisine bir mektup iletir. Mektubu okuyan işadamı, tatilini geçirdiği otelin yöneticisinin yanına gider. "Ne yazık ki tatil sona erdi..." Yönetici şaşırır ve üzülür. "Ama beyefendi, bir aylık rezervasyon yaptırmıştınız, ne oldu böyle aniden?" İşadamı çaresiz bakışlarla cevap verir: "Evet bir ay kalacağım, ama tatil bitti. Karım işinden izin almayı başarmış ve iki gün sonra burada olacakmış..."


Hakemler Bizde

Bir devrin tüm as ve klas futbolcuları cennette buluşmuş. Cennetin baş meleği de futbol meraklısıymış. Şeytanı çağırtmış: -"Cennetle cehennem arasında bir maç düzenleyelim ne dersin?" -"Boşuna oynamayalım, biz kazanırız", demiş şeytan. -"Olur mu en iyi futbolcular bizde, ne kadar da kötü futbolcu varsa sizde..." Şeytan şeytanca gülümsemiş: -"Ama bütün hakemler de bizde..."


Etmezen etme

Adamın biri, bir gün ağacın altında namaz kılıyormuş. Ağaçta bulunan başka biri de onu izliyormuş. Namazını bitiren adam daha sonra namazının kabul olması için Allah'a dua etmeye başlamış. - "Allahım sen namazımı kabul et." Ağaçtaki adam: - "Etmem", diye cevap vermiş. Adam şaşırmış. Tekrarlamış: - "Allahım sen kıldığım namazı kabul et." - "Etmem." Adamın şaşkınlığı iyice artmış. Yine: - "Allahım sen namazımı kabul et", demiş. Ağaçtaki adam tekrar: - "Etmem", deyince adam sinirlenmiş. - "Etmezsen etme. Zaten abdestsiz kılmıştım."

Kadın için

Kayserili Pire Memet, istasyonda çok sıkışınca, gözü hiçbir şeyi görmez olup kadınlar tuvaletine doğrulmuş. Bir hemşehrisi önüne geçmiş: - Ne yapıyorsun, burası kadınlar için... Uçkurunu eline almış olan Pire Memet: - "Bu da kadınlar için!" deyip içeri dalmış.

Yorum (1) Yorum yaz!

Elementler

15/1/2009 ·

Elementler

Altın

Simgesi : Au

Atom Numarası :79

Kütle Numarası :196,97

Yoğunluk :19,32g/cm3

Erime Sıcaklığı :1064

°C

Kaynama Sıcaklığı :2856

°C

İşlenmeye en uygun, yumuşak bir metaldir.

Elektrik ve ısı iletkenliği yüksektir.

Kızılötesi ışığı yansıttığından uzay araçlarında kaplama olarak kullanılır.

Ekonomik olarak değerlidir.

Alüminyum

Simgesi : Al

Atom Numarası :13

Kütle Numarası :26,982

Yoğunluk :2,702g/cm3

Erime Sıcaklığı :660

°C

Kaynama Sıcaklığı :2519

°C

Dayanıklı, kolay işlenebilen ve hafif bir element olması nedeniyle elektrik hatlarında ve endüstrinin diğer alanlarında yararlanılır.

Alaşımları, uçak ve roket parçaları yapımında kullanılır.

Argon

Simgesi : Ar

Atom Numarası :18

Kütle Numarası : 39,848

Yoğunluk : 1,784 g/cm3

Erime Sıcaklığı : -189,3

°C

Kaynama Sıcaklığı :-185,8

°C

Renksize ve kokusuz bir gazdır. Atmosferdeki oranı yaklaşık % 1'dir.

Bir soygaz olduğu için öteki elementlerle bileşik oluşturmaz.

Bu özelliğinden dolayı elektrik ampullerinde kullanılır.

Azot

Simgesi : N

Atom Numarası : 7

Kütle Numarası :14,007

Yoğunluk : 1,2506 g/cm3

Erime Sıcaklığı : -210,1

°C

Kaynama Sıcaklığı : -195,79

°C

Dünya atmosferinin % 78'ini oluşturur. Canlılar için gerekli temel elementlerden biridir.

Bazı azot bileşikleri, tarımda gübre olarak kullanılır. Sıvı azot soğutma amacıyla kullanılır.

 

Bakır

Simgesi : Cu

Atom Numarası :29

Kütle Numarası :63,546

Yoğunluk :8,96g/cm3

Erime Sıcaklığı :1084

°C

Kaynama Sıcaklığı :2927

°C

Kırmızımsı renkte, parlak, elektrik ve ısı iletkenliği yüksek bir metaldir.

Elektrik endüstrisinde çok yaygın olarak kullanılır.

Pirinç ve bronz gibi alaşımları eşya ve alet üretiminde kullanılır.

Cıva

Simgesi:Hg

Atom Numarası :80

Kütle Numarası :200,59

Yoğunluk :13,456g/cm3

Erime Sıcaklığı :-38

°C

Kaynama Sıcaklığı : 356

°C

Oda sıcaklığında sıvı halde bulunur.

Gümüş görünümlü , ağır bir metaldir.

Termometre, barometre gibi laboratuar

araçlarında ve flüoresan lambalarda kullanılır.

Demir

Simgesi:Fe

Atom Numarası :26

Kütle Nu

Yoğunluk :7,86g/cm3

Erime Sıcaklığı :1538

marası :55,845°C

Kaynama Sıcaklığı :2861

°C

Evrende yaygın olarak bulunan metallerden biridir.

Saf demir ya da çeşitli bileşikleri, endüstrinin hemen her alanında kullanılır.

Canlılar için yaşamsal önemi vardır.

Fosfor

Simgesi : P

Atom Numarası :15

Kütle Numarası :30,974

Yoğunluk :1,82 g/cm3

Erime Sıcaklığı :44,2

°C

Kaynama Sıcaklığı :277

°C

Doğada serbest olarak bulunmaz. Fosforik aitler, tarımda gübre olarak yaygın biçimde kullanılır.

Fosfor, canlılarda özellikle sinir ve kemik dokuları açısından önemlidir.

 

Gümüş

Simgesi : Ag

Atom Numarası :47

Kütle Numarası : 107,87

Yoğunluk :10,5 g/cm3

Erime Sıcaklığı : 961,78

°C

Kaynama Sıcaklığı : 2162

°C

Saf gümüş, ısı ve elektrik iletimi en yük

sek olan metaldir.

Genellikle çeşitli süs eşyaları, ve mücevher yapımında kullanılır.

En önemli kullanım alanlarından biri, fotoğrafçılıktır.

Helyum

Simgesi : He

Atom Numarası : 2

Kütle Numarası : 4,0026

Yoğunluk : 0,179 g/cm3

Erime Sıcaklığı : -272,2

°C

Kaynama Sıcaklığı : - 268,93

°C

Tüm elementler arasında, kaynama noktası en düşük olan elementtir.

Yanıcı olan hidrojene göre çok daha güvenli bir gaz olduğundan balonlarda kullanılır.

Hidrojen

Simgesi : H

Atom Numarası : 1

Kütle Numarası : 1,0079

Yoğunluk : 0,09 g/cm3

Erime Sıcaklığı : -259,14

°C

Kaynama Sıcaklığı : -252,87

°C

Evrendeki maddenin % 90'dan fazlasını oluşturur.

Suyun, canlıların ve petrol gibi birçok organik bileşenin yapısında bulunur.

Çeşitli kimyasal bileşiklerin oluşturulmasında kullanılır.

Kalsiyum

Simgesi : Ca

Atom Numarası : 20

Kütle Numarası : 40,078

Yoğunluk : 1,55 g/cm3

Erime Sıcaklığı : 842

°C

Kaynama Sıcaklığı : 1484

°C

Doğada hiçbir zaman serbest olarak bulunmaz.

Kireçtaşı, en yaygın olarak oluşturduğu bileşiktir.

Kalsiyu

m bileşikleri olan çimento, alçı ve kireç yapı malzemesi olarak kullanılır.

Karbon

Simgesi : C

Atom Numarası : 6

Kütle Numarası : 12,011

Yoğunluk : 2,62 g/cm3

Erime Sıcaklığı : 3527

°C

Kaynama Sıcaklığı : 4027

°C

Bileşikleri, doğada çok yaygın olarak bulunur. Yaşam için önemlidir.

Yeryüzündeki kireçtaşı kayaçların ve kömür, petrol, doğalgaz gibi kaynakların yapısında bulunur.

Klor

Simgesi : Cl

Atom Numarası : 17

Kütle Numarası : 35,453

Yoğunluk : 3,214 g/cm3

Eri

me Sıcaklığı : -101,5 °C

Kaynama Sıcaklığı : 34,04

°C

Doğada en çok sodyum klorür (sofra tuzu) halinde bulunur. Birçok elementle bileşik oluşturabilir.

İçme ve şebeke sularını güvenilir hale getirmede ve endüstrinin çeşitli alanlarında kullanılır.

Krom

Simgesi : Cr

Atom Numarası : 24

Kütle Numarası : 51,996

Yoğunluk : 7,19 g/cm3

Erime Sıcaklığı : 1907

°C

Kaynama Sıcaklığı : 2671

Gri renkli, çok sert bir metaldir.

°C

Genellikle çeliği sertleştirmede, paslanmaz çelik yapmada kullanılır.

Kromun tüm bileşikleri renklidir ve bazıları renk maddesi olarak kullanılır.

Kurşun

Simgesi : Pb

Atom Numarası : 82

Kütle Numarası : 207,2

Yoğunluk : 11,34 g/cm3

Erime Sıcaklığı : 327,46

°C

Kaynama Sıcaklığı : 1749

°C

Mavi-beyaz renkli, çok yumuşak, çürümeye karşı çok dayanıklı bir metaldir.

Radyoaktif maddeleri depolamak için ve radyoaktif ışınıma karşı kalkan olarak kullanılır.

 

Kükürt

Simgesi : S

Atom Numarası : 16

Kütle Numarası : 32,065

Yoğunluk : 2,07 g/cm3

Erime Sıcaklığı :115,21

°C

Kaynama Sıcaklığı :444,72

°C

Genellikle yanardağların ve sıcak su kaynaklarının yakınlarında bulunur.

Barut ve sülfürik asit yapımında, kuru meyvelerde mikrop öldürücü olarak kullanılır.

Canlılar için önemli bir elementtir.

Magnezyum

Simgesi : Mg

Atom Numarası : 12

Kütle Numarası : 24,305

Yoğunluk : 1,738 g/cm3

Erime Sıcaklığı : 650

°C

Kaynama Sıcaklığı : 1090

°C

Çok parlak, beyaz bir alev çıkararak yanması nedeniyle, tek kullanımlık fotoğraf makinesi flaşlarında kullanılır.

Hafif bir element olduğu için, hava taşıtlarının yapı malzemelerinden biridir.

Manganez

Simgesi : Mn

Atom Numarası :25

Kütle Numarası :54,938

Yoğunluk : 7,43 g/cm3

Erime Sıcaklığı :1246

°C

Kaynama Sıcaklığı : 2061

°C

Özellikle okyanus tabanlarında çok miktarda bulunduğu sanılıyor.

Çeşitli bileşikler oluşturmada kullanılır.

Çeliğin sertliğini ve dayanıklılığını artırır.

Mıknatıs özelliği taşıyan bileşikler oluşturabilir.

Nikel

Simgesi : Ni

Atom Numarası :28

Kütle Numarası : 58,693

Yoğunluk : 8,902 g/cm3

Erime Sıcaklığı :1455

°C

Kaynama Sıcaklığı :2913

°C

Gümüşümsü beyaz, sert, elektrik ve ısı iletimi düşük bir elementtir.

Paslanmaz çelik üretiminde, metal paralarda, öteki metalleri dış etkilere karşı korumak için kaplamada kullanılır.

Oksijen

Simgesi : O

Atom Numarası : 8

Yoğunluk : 1,43 g/cm3

Erime Sıcaklığı :-218,3

tle Numarası : 15,999°C

Kaynama Sıcaklığı : -182,9

°C

Dünya atmosferinin %21'ini, yerkabuğu kütlesinin %49'unu oluşturur.

İnsan vücudunun kütlece yaklaşık üçte ikisi ok

sijendir.

Kolaylıkla tepkimeye girdiği için çoğu elementle bileşik oluşturur.

Sezyum

Simgesi : Cs

Atom Numarası : 55

Kütle Numarası : 132,91

Yoğunluk : 1,873 g/cm3

Erime Sıcaklığı : 28,44

°C

Kaynama Sıcaklığı : 671

°C

Oda sıcaklığında sıvı olarak bulunur. Suyla çok etkin biçimde tepkimeye girer.

Fotoelektrik hücrelerde ve atom saatlerinde kullanılır.

Silisyum

Simgesi : Si

Atom Numarası : 14

Kütle Numarası : 28,086

Yoğunluk : 2,33 g/cm3

Erime Sıcaklığı : 1414

°C

Kaynama Sıcaklığı : 2900

°C

Yerkabuğu kütlesinin % 26'sını oluşturur. Doğada çeşitli bileşikler halinde bulunur.

Silisyum bileşiği olan kum ve kil, yapı malzemesi olarak kullanılır.

 

Sodyum

Simgesi : Na

Atom Numarası : 11

Kütle Numarası : 22,990

Yoğunluk : 0,971 g/cm3

Erime Sıcaklığı : 97,72

°C

Kaynama Sıcaklığı : 883

°C

Doğada en çok sodyum klorür (sofra tuzu) halinde bulunur.

Kağıt, cam, sabun, te

kstil, petrol ürünleri ve metal endüstrisinde yaygın olarak kullanılır.

Titanyum

Simgesi : Ti

Atom Numarası : 22

Kütle Numarası : 47,8

67

Yoğunluk :4,54 g/cm3

Erime Sıcaklığı :1668

°C

Kaynama Sıcaklığı : 3287

°C

Düşük yoğunluklu, hafif dayanıklı ve kolay işlenebilir bir metaldir.

Alaşımları, hava taşıtlarında ve füzelerde kullanılır.

Çelik kadar sağlam olduğu halde, ondan yaklaşık % 45 daha hafiftir.

Tungsten

Simgesi : W

Atom Numarası : 74

Kütle Numarası : 183,84

Yoğunluk : 19,3 g/cm3

Erime Sıcaklığı : 3422

°C

Kaynama Sıcaklığı : 5555

°C

Tüm metaller arasında en yüksek erime sıcaklığı

na sahiptir.

Tugsten ve alaşımları yüksek sıcaklığa dayanıklı olduklarından, elektrik ampullerinde ve televizyon tüplerinde kullanılır.

Uranyum

Simgesi : U

Atom Numarası : 92

Kütle Numarası : 238,03

Yoğunluk :18,95 g/cm3

Erime Sıcaklığı : 1132

Kaynama

°CSıcaklığı : 3927 °C

Ağır, radyoaktif bir metaldir.

Dünyanın çekirdeğindeki ısının kaynağını büyük oranda bu element oluşturur.

Nükleer yakıt olarak büyük önem taşır.

Atom bombası yapımında kullanılır.

Yorum (1) Yorum yaz!

7. sınıf FEN ve TEKNOLOJİ(vücudumuzda sistemler)

18/11/2008 · Kategori: Ders _alisma bolumu

Sindirim sistemi
Büyük moleküllü besinlerin parçalanarak küçük moleküllere dönüşmesine sindirim denir.Sindirimde kendi içinde ikiye ayrılır;
1.Mekanik(Fiziksel)sindirim

Besinlerin çiğneme veya kasların kasılıp gevşemesi yardımı ile parçalanmasına mekanik(fiziksel)sindirim denir.
2.Kimyasal sindirim
Besinlerin çeşitli enzimler yardımı ile parçalanmasına kimyasal sindirim denir.

1.Ağız
Besinlerin fiziksel sindirimi çiğneme ile başlar.Karbonhidratların kimyasal sindirimi tükürük içerisinde bulunan enzimler sayesinde gerçekleşir.
2.Yutak
Besinlerin ağızdan yemek borusuna iletilmesini sağlar.
3.Yemek Borusu besinleri yapısında bulunan  kaslar yardımıyla mideye iletir.
4.Mide
Besnilerin fiziksel sindirimi midenin kasılıp gvşemesi ile devam eder.Kimyasal sindirim ise mide özsuyu içinde bulunan mide asidi ve enzimler tarafından gerçekleştirilir.Böylece besinler  parçalanarak küçük moleküller haline getirilimiş olur.Proteinlerin kimyasalsindirimi midede başlar.
5.İnce bağırsak

İnce bağırsak sindirim kanalının mide ile kalın bağırsak arasındaki kısmıdır. 5 yaşından büyük insanlarda boyu 5-6 m arasındadır. Üç kısma ayrılır: duodenum, jejunum ve ileum. Mideden gıdalar duodenuma pilor veya pilorik sfinkter diye adlandırılan bir kas ile girerler. Daha sonra ince bağırsak boyunca peristaltizm olarak adlandırılan kas kasılmaları ile hareket eder.

İnce bağırsakta besinlerin emilimleri gerçekleşir. Kendisi hiçbir enzim üretmez yardımcı organlardan enzim alır. Yağların ilk kimyasal sindirimi yapılır. İnce bağırsağa gelen safra ve pankreasöz suyu ile yağların, karbonhidratların ve proteinlerin sindirimi tamamlanır. Besinler ince bağırsakta en küçük moleküllerine kadar parçalanır. Bu moleküllerin ince bağırsaktan kan damarlarına geçmesine emilim adı verilir. İnce bağırsak, sindirim sistemimizde en çok besinlerin sindirildiği yerdir.
Villusnce bağırsaktaki kıvrımların adıdır.Bağırsağın yüzeyini genişletmeye yarar ve besinlerin emilim ile kana geçmesini sağlar.

6.Kalın bağırsak

İnce bağırsaklarda yer alan villus adı verilen yapılar , besinlerin emilim ile kana geçmesini sağlar.Villus,Latince'de tüy anlamına gelen, ince bağırsağın iç yüzeyinde bulunan ince kılcıklardır. Bu kılcıklar sayesinde öğütülmüş olarak gelen besinlerin faydalı kısımları
emilerek kana karıştırılır.Ve villus bir çeşit tüydür.

5.Kalın bağırsak
Sindirim sisteminin
anatomisinde kalın bağırsak ince bağırsak ile anus arasındaki kısımdır. Toplam uzunluğu 1.5 metre olup, sindirim sisteminin beşte birini oluşturur. Başlangıcında yer alan çekumda çapı en geniştir, sonra kolon boyunca gittikçe daralır, anal kanaldan hem önce yer alan rektumda epeyce bir genişler.

Kalın bağırsağın ince bağırsaktan farkı, çapının büyüklüğü, nispeten sabit konumu, keseli görünümü ve dışında yer alan peritonla örtülü yağ parçacıkları dır (appendices epiploicae). Uzunlamasına kas lifleri bağırsağı devamlı bir tabaka olarak kaplamak yerine üç uzunlmasına bant seklinde düzenlenmişlerdir.

Kalın bağırsak, ince bağırsağı çevreleyerek etrafında bir kemer oluşturur. İleumun sağ tarafında çekumdan başlar, sağ lumbar ve dan karaciğerin altına kadar yukarı doğru çıkıp oradan sola kıvrılır, abdomenin karşı tarafına uzanır, tekrar kıvrılıp pelvise doğru aşağıya iner; orada gene kıvrılıp pelvisin arka duvarı boyunca uzanır ve anusta sona erer.

Kalın bağırsak çekum, kolon, rektum ve anal kanal olarak bölümlere ayrılır.
7.Anüs
Besin maddelerinin vücudumuz tarafından kullanılamayan bölümü, anüs tarafından yoluyla dışkı olarak vücuttan uzaklaştırılır.

Sindirim sistemine yardımcı olan organlar
a)Karaciğer
''safra'' adı verilen bir salgı üretir.Safra sıvısı büyük yağ damlalarını daha küçük parçalara ayırarak yağların sindirimine yardımcı olur.
b)Pankreas
Pankreas öz suyu
nu salgılar.Pankreas öz suyu protenilerin,karbonhidratların ve yağların sindirimini gerçekleştiren enzimler içerir.
Not:Besinlerin sindirime uğradığı organlar şunlardır;
Karbonhidratlar:Ağız,İnce bağırsak
Protein         :Mide,İnce bağırsak
Yağlar         :İnce bağırsak

Ve işte konumuz ile ilgili sorular not:şıksızdır.

Eğer bilgisayarda rahat edemiyorsanız konuyu ve soruları yazdırmanızı öneririz...

Sindirim nedir?

Kaç çeşit sindirim vardır?

mekanik sindirim nedir? hangi organlarda görülür?

Kimyasal sindirim nedir? hangi organlarda görülür?

Besin nedir?

Karbonhidratlar hangi besinlerde vardır?

Karbonhidratların yapıtaşı nedir?

Karbonhidratların vücudumuzdaki görevleri nelerdir?

Proteinler hangi besinlerde vardır? Yapıtaşları nelerdir?

Proteinlerin vücudumuzdaki görevleri nelerdir?

Yağların yapıtaşı nedir?

Enerji verici olarak besin gruplarını sıralayınız?

Yağların vücudumuzdaki görevleri nelerdir?

Hangi besin grupları sindirilmeden kana geçerler?

İnsanda sindirim organlarını sırasıyla yazınız?

Ağızda sindirime yardımcı hangi organlar vardır?

Ağızda kimyasal sindirimi sağlayan yapı hangisidir?

Midenin görevi nedir?

Karbonhidratların kimyasal sindirimi nerede başlar nerede biter?

Proteinlerin sindirimi nerede başlar nerede biter?

İnce bağırsağa nereden sıvı gelir?

İnce bağırsağın görevi nedir?

Yağların sindirimi nerede başlar nerede biter?

Villus nedir?

Kalın bağırsağın görevi nedir?

Sindirime yardımcı organlar nelerdir?

pankreasın görevi nedir?

Karaciğerin görevi nedir?

İnce bağırsakta emilen hangi besin kana geçmeden lenf dolaşıma geçer?

Sindirim sisteminin sağlığını korumak için neler yapmalıyız?

hangi sindirim organlarında sindirim olmaz?

 

 

Kalıcı Bağlantı Yorum (16) Yorum yaz!

Anadolu beylikleri

17/11/2008 · Kategori: Tarih

Gülümse
Anadolu beylikleri

Birinci dönem anadolu beylikleri

 

 

Alp Arslan Anadolu'yu fethetmekle görevlendirdiği Türkmen beylerine, ele geçirdikleri yerleri yurt olarak verdi. Bu beyliklerin çoğu da Alp Arslan'ın ordusunda görev almış bu Türkmen beylerince kuruldu. Bu beylikler, Büyük Selçuklu Devleti’ne bağlıydı, ama bağımsız yönetiliyordu. 13. yüzyılda Anadolu'nun büyük bölümüne egemen olan Anadolu Selçukluları bu beyliklerle zaman zaman çatışmış, birçoğunun topraklarını ele geçirmiştir. Birinci Dönem Anadolu Beylikleri'nin kurulduğu yerler ve egemenlik süreleri tabloda gösterilmiştir. Bu beyliklerden Anadolu tarihine yön veren Artuklular, Danişmendliler ve Saltuklular ayrıca aşağıda anlatılmıştır.

Ahlatşahlar Beyliği

 

 

Ahlatşahlar Beyliği, Ahlat’ta, 12. yüzyıl başlarında kurulmuş olan bir Türk devletidir. Tarihte Sökmenliler, Ahlatşahlar ve Ermenşahlar adlarıyla anılan bu Türk beyliği, sultan Alparslan’ın yeğeni Azerbeycan Selçuklu Gemi Valisi Kutbeddin İsmail İl Arslan’ın Türk asıllı yetiştirmesi (Memlük) olan sökmen el Kutbi (o bu lakabı kutbeddin’in yetiştirmesi olduğu için almıştır ) tarafından 1110 yılında kurulmuştur. Sökmenli (Ahlatşahlar) Beyliği, çocukluk dönemi hariç, 57 yıl hükümdarlığını İkinci Sökmen Bey zamanında en iyi devresini yaşadı. Silvan Eyyubi Hükümdarı Necmeddin Eyyûbî, ahlatlıların daveti üzerine 1207 senesinde Ahlat’a gelip şehri teslim alarak, Sökmenliler Devletine son verdi.

Artuklular

Artuklular,

Öarı ve

Mardin Artukluları (

Harput Artukuluları (1185-1234).

Artuklular özellikle Mardin, Diyarbakır, Silvan ve Hasankeyf'te mimari açıdan önemli camiler, medreseler ve köprüler yaptırmışlardır.

 

Harput Artukluları, Harput ve çevresinde kuruldu. Yaklaşık 50 yıl varlığını sürdüren bu beylik, 1234'te Anadolu Selçukluları tarafından ortadan kaldırıldı.
Oğuzların komutanlarından olan Artuk Bey'in oğullarınca kuruldu. 1101'de Anadolu'nun güneydoğusundaki Hısn Keyfa (bugünkü Hasankeyf), Mardin ve Harput yöresinde üç ayrı beylik halinde varlığını sürdürdü.Eyyubilere karşı savaştılar. Daha sonra bu üç devletin de egemenliğini tanımak zorunda kaldılar. Hısn Keyfa Artukluları, 1232'de Eyyubiler tarafından ortadan kaldırıldı.1108-1409).Necmeddin İlgazi’dir. İlgazi, Hısn Keyfa Artuklularının kurucusu olan kardeşi Sökmen'in oğlundan Mardin'i aldı ve Â1108’de bağımsızlığını ilan etti. Hısn Keyfa Artukluları sınırları içinde olan Mardin ve çevresi böylece ayrı bir beylik haline geldi. Neçmeddin İlgazi 1118'de, sonradan beyliğin başkenti olan Diyarbakır'ı topraklarına kattı. Ertesi yıl Halep yakınlarında Haçlıları yendi. Daha sonra Harezmşahların ve Anadolu Selçuklularının egemenliğini tanıyan beylik, 200 yıl daha varlığını sürdürdü. Mardin Artukluları 1409'da Karakoyunlular tarafından yıkıldı.

 

Danişmendliler

 

 

 

Danişmend Gazi olarak anılan Gümüştigin Ahmed Gazi, 1071’deki Malazgirt Savaşı'nın ardından Anadolu içlerine ilerleyerek Amasya, Tokat, Sivas, Niksar, Malatya ve Yozgat'ı ele geçirdi. Aynı yıl bu bölgede beyliğini kurdu. 1105’te ölen Danişmend Gazi’nin yerine oğlu Emir Gazi geçti. Emir Gazi, Ankara ve Kayseri’yi de alarak devletin sınırlarını genişletti. 1107'de I. Kılıç Arslan'ın ölümünden sonra Anadolu Selçuklu Devleti’ndeki taht mücadelesinde damadı I. Mesud’u destekledi. I. Mesud'un tahta geçmesinden sonra uzun süre Anadolu Selçukluları üzerinde etkili oldu. 1142’de Melik Muhammed'in ölümünden sonra başlayan taht kavgaları Danişmendlileri zayıflattı. Nizameddin Yağıbasan Sivas’ta, Aynüddevle Elbistan ve Malatya’da, Zünnun da Kayseri’de egemenliklerini ilan ettiler. Danişmendlilerin parçalanmasından yararlanan Anadolu Selçuklu Sultanı II. Kılıç Arslan, Danişmendli topraklarını yavaş yavaş ele geçirdi. Sonunda Malatya’yı da alarak 1175'te Danişmendlileri tamamen ortadan kaldırdı.Danişmendliler, Tokat, Malatya, Sivas ve Kayseri'yi değerli yapılarla zenginleştirdiler. Anadolu'nun Türkleşmesinde ve bu topraklarda İslam dininin yayılmasında önemli rol oynadılar. Danişmend Gazi'nin yaşamı ve Anadolu'nun fethinde gösterdiği kahramanlıkları “Danişmendname” adlı destanın konusunu oluşturur.

Saltuklular

Saltuklu Beyliği, Alp Arslan’

 

ın komutanlarından Emir Saltuk’un fethettiği Erzurum ve çevresinde kuruldu. Emir Saltuk’un oğlu Ebu’l-Kasım, Anadolu Selçuklu Devleti’nin kurucusu Kutalmışoğlu Süleyman Şah’ın fetihlerine katıldı. 1092'de bağımsız bir devlet haline gelen Saltuklular, Kuzeydoğu Anadolu'daki Kars, Bayburt, Oltu, Tortum, İspir ve Tercan yöresine egemen oldular. Beyliğin merkezi Erzurum’du. Saltuklular Trabzon İmparatorluğu'na ve Gürcülere karşı savaştılar. Ne var ki II. Saltuk, 1153’te Gürcülere tutsak düştü. Saltuklular daha sonra da Doğu Anadolu’da Gürcüler karşısında varlık gösteremediler. Bu tehdit karşısında Anadolu Selçuklu Sultanı II. Süleyman Şah, 1202’de Erzurum’u alarak Saltuklu Devleti’ne son verdi. Saltuklular döneminde komşu ülkelerden gelen tüccarların uğrak yeri olan Erzurum ekonomik yönden gelişti. Saltuklular bu kentte ve başka yerlerde camiler, kaleler ve kümbetler yaptırdılar.

İkinci Dönem Anadolu Beylikleri

Anadolu Selçukluları, Anadolu'daki Türkmen beylerini aşiretleriyle birlikte Bizans ve

İkinci Dönem Anadolu Beylikleri tabloda topluca gösterilmiştir. Bunlardan altısı, Osmanlı Beyliği'nden sonra Anadolu tarihinde önemli rol oynadıkları için aşağıda ayrıca anlatılmıştır.

 

Kilikya sınırlarına yerleştirmişlerdi. Böylece Anadolu Selçukluları hem devletin sınırlarını güvence altına alıyor, hem de Türkmen beylerini denetim altında tutuyorlardı. Ama 1243'teki Kösedağ Savaşı'nda Moğollara yenilen Anadolu Selçuklu Devleti’nin Türkmenler üzerindeki denetimi zayıfladı. Bu savaşın ardından, Moğolların bir kolu olan İlhanlılar Anadolu’da denetimi ele geçirdiler. Bu süreçte uç beylikleri, önce İlhanlılara bağlı, sonra bağımsız devletlere dönüştüler. Bu beyliklerden biri olan Osmanlı Beyliği, zamanla bütün öbür beyliklerin topraklarını ele geçirdi ve bir imparatorluğa dönüştü.

Aydınoğulları

Aydınoğulları,

Mehmed Bey’in 1334'te ölümü üzerine beyliğin başına oğlu

Aydınoğulları, Umur Bey'in

 

1308'de Aydın ve çevresinde kuruldu. Devletin kurucusu Aydınoğlu Mehmed Bey, Germiyanoğulları'nın subaşısıydı (ordu komutanı). Mehmed Bey, önce Germiyanoğullarına bağlı kaldı. So nra Bizans'tan Birgi'yi alıp başkent yapınca bağımsızlığını ilan etti. Ardından Ödemiş, Sultanhisar ve İzmir'i de topraklarına kattı. Ayasuluğ’da (bugünkü Selçuk) Aydınoğullarının ilk donanmasını kurdu.Umur Bey geçti. Umur Bey Selçuk ve İzmir'de tersaneler kurdu ve donanmasını güçlendirdi. Sakız, Bozcaada, Eğriboz, Mora ve Rumeli kıyılarına akınlar düzenledi. Umur Bey Alaşehir'i de topraklarına katınca, Venedik, Ceneviz, Rodos Şövalyeleri ve Kıbrıs Krallığı'nın donanmaları birleşerek harekete geçti. Birleşik Haçlı donanması 1344’te İzmir'i ele geçiren ve Aydınoğulları bu savaşta donanmasını yitirdi.1348'de ölmesinden sonra eski gücünü yitirdi. Denizden Haçlılara, karadan da Osmanlılara karşı koyamadı. İsa Bey, 1390'da topraklarını Yıldırım Bayezid’e bırakarak Tire'de oturmayı kabul etti. 1402’deki Ankara Savaşı'nda Yıldırım Bayezid'i yenen Timur Aydınoğullarına eski topraklarını geri verdi. Bir süre daha ayakta kalan Aydınoğulları, 1426'da II. Murad tarafından ortadan kaldırıldı.

Germiyanoğulları

Germiyanoğulları, 1300’de Germiyan Türkmenleri boyundan

 

Yakub Bey tarafından kuruldu. Beylik Kütahya, Kula, Simav Gölü ve Denizli çevresinde hüküm sürdü. Başlangıçta İlhanlıların egemenliğini tanıyan Yakub Bey, İlhanlıların Anadolu’da gücünü yitirmesinin ardından bağımsızlığını kazandı. Ama bu kez Germiyanoğulları, Karamanoğullarının tehdidiyle karşılaştı. Bunun üzerine Süleyman Şah, kızını Yıldırım Bayezid’le evlendirerek Osmanlıların desteğini sağladı. Simav, Emet ve Tavşanlı çevresini de çeyiz olarak Osmanlılara verdi. Süleyman Şah'tan sonra başa geçen II. Yakub Bey bu toprakları geri isteyince, Yıldırım Bayezid 1390'da beyliğin bütün topraklarını ele geçirdi. 1402'deki Ankara Savaşı'nda Yıldırım Bayezid’I yenen Timur, II. Yakub Bey’e beyliğin bütün topraklarını geri verdi. Yıldırım Bayezid'in oğulları arasındaki taht kavgasında Çelebi Mehmed'i tutan II. Yakub Bey Osmanlılar’la dostça geçindi. 1429’da ölünce, vasiyeti doğrultusunda beyliğin toprakları Osmanlı Devleti’ne katıldı.

Kadı Burhaneddin Devleti

 

Kadı Burhaneddin aynı zamanda şair ve bilgindi. İslam bilimleri konusunda kitapları ve şiirlerinin toplandığı Divan’

 

Kadı Burhaneddin, 1343-1381 arasında Orta Anadolu’da hüküm süren Eretna Devleti'nin önce kadısı, sonra veziriydi. Eretna Hükümdarı II. Mehmed Bey ölünce, 1381’de Sivas’ta beyliğini ilan etti. Kayseri ve Sivas'tan oluşan beyliğin asıl topraklarına Samsun ile Erzincan’ı da kattı. Güçlü bir devlet kuran Kadı Burhaneddin, Orta Anadolu’da Osmanlılar, Memlûklar ve Karamanoğullarına karşı egemenlik mücadelesi verdi. 1398’de Akkoyunlulara karşı savaşırken öldü ve devleti de böylece son buldu.ı (1980) vardır.

Karamanoğulları

Oğuzların Avşar boyundan olan Karamanlı oymağı, Anadolu Selçuklularının fethettiği Ermenek yöresine yerleşmiş ve burada bir uçbeyliği kurmuştu. Bu oymağın başkanı olan Nure Sufi, 1256’da öldü. Yerine geçen oğlu

Karamanoğulları, İlhanlıların Anadolu'dan çekilmesinden sonra Konya'yı alarak başkent yaptılar. Diğer yandan sürekli sınırlarını genişleterek güçlenen Osmanlılarla komşu oldular. Sonunda iki devlet arasında çatışma kaçınılmaz hale geldi. Karamanoğulları Osmanlılara karşı, Akkoyunluların ve Timurluların yanı sıra Avrupa devletleriyle de işbirliği yaptılar. Yıldırım Bayezid Rumeli'de savaşırken, Karamanoğulları öbür Anadolu beyliklerini de yanlarına alarak Osmanlı topraklarına saldırdılar. Bunun üzerine Yıldırım Bayezid 1390'da Karamanoğullarının üzerine yürüdü ve Konya'yı alarak bu güçlü beyliğin egemenliğine son verdi. 1402’deki

Kerimeddin Karaman Bey, beyliğini ilan ederek Karamanoğulları devletini kurdu. Ermenek’i beyliğin merkezi yaptı. Daha sonra Mut ve Larende’yi (bugünkü Karaman) ele geçirdi. Beyliğin merkezini de Ermenek’ten Larende’ye taşıdı. Anadolu Selçuklu başkenti Konya’yı almak istediyse de başarılı olamadı. Kerimeddin Karman Bey’in yerine 1261’de beyliğin başına geçen Mehmed Bey İlhanlılara karşı savaştı. 1277’de Konya'yı ele geçirerek Alaeddin Siyavuş’u Anadolu Selçuklu sultanı ilan etti; kendisi de onun veziri oldu. Konya'da bulunduğu sırada, Farsça yerine Türkçe'yi resmi dil ilan etti. Mehmed Bey, kısa bir süre sonra İlhanlı ve Anadolu Selçuklu ordusunca ele geçirilerek öldürüldü.Ankara Savaşı'ndan sonra topraklarını geri alarak beyliklerini yeniden canlandıran Karamanoğulları, 1466'da Fatih Sultan Mehmed tarafından ortadan kaldırdı.
Mardin Artuklularının kurucusu Artuk Bey'in oğlu

Kalıcı Bağlantı Yorum (yok) Yorum yaz!

« Önceki ::